Howl'un Tik Tak'ları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Howl'un Tik Tak'ları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Howl'un Sorgusu




Howl'un Sorgusu


Yoksunluğum yalnızlığımla yüzleşecekken
Vurup kendimi dar odama

Aynalarıma bakıyorum tek tek

Hiçbirinin söyleyeceklerine kulaklarımı tıkamadan

İhmal etmişliğin verdiği mahçubiyetle daha bir özenerek dinliyorum herbirini


İlk turun ardından
Çöküp kalıyorum uzattıkları sorgu sandalyeme

"Neden karabasanların arttı senin"

"Kötücül yaratıkların daha bir saldırgan artık"

"Unutuyorsun... Kendini... Olduğun yeri..."

İyi de dememe fırsat vermeksizin

Dinlememi salık veriyor baş sorgucu aynam

"Ne zamandır bakmıyorsun bize biliyor musun" diyor

İçlerindeki en naifi

"Yok yok" diye atlıyor öfke dolu olanı

"Bana bakıyor da kendisi bunu hatırlamıyordur

Her seferinde alkol geziyor damarlarında ve

Sadece küfrediyor"

Mahçupluğum artıyor...
Ben kötücül yaratıklarla savaşırken

Karabasanlar kabuslarıma zincir atmışken
Meğer...
"Sebep" diyor hepsi bir ağızdan

"Hakediyormuyuz bunu"

Minik alevim zor durumda olduğumu anlayıp

Dayanıyor dar odanın kapısına
Şatom hareket etmeye başlıyor
Oda daha daralıyor...
Kapı açılıyor...

Aynaların parçalanışına bakmaksızın

Alıyorlar beni odadan

Bağrışlarım kalıyor havada

Sebep...

Bu mu istediğiniz...

Hatta tek istediğiniz..

S e b e p...
...

Howl'un Yaraları




HOWL’UN YARALARI

Serin bir esintiye bırakıp kanatlarımı

Süzülerek iniyorum,

Sahilimin sakinliğine…

Yunusların hoş geldin serenatına

Önce denizatları

Ardından

Dalgalar eşlik ediyor…

Bu sevimli karşılama karşısında

Saygıyla eğiliyorum

Toplayıp kanatlarımı

Yürümeye başlıyorum

Dalgaların üzerinde

Yaralarıma tuzlu su sıçradıkça

Canımın yanışı

Ürkütüyor denizatlarını

Sanki biliyormuş gibi

Yaralarımın sebebini…

Öfkeli gözlerle alıp yanlarına yunusları

Uzaklaşıyorlar yanımdan

Dalgalar köpürüp kararıyor

Dostlarına eşlik edercesine

Kusuyorlar lanetlenmiş bedenime…

Şimdi tam zamanı diyerek

Arınabilmek umuduyla

Dalıyorum tuzlu sulara

Umursamadan acıyacak yanlarımı

Kulağımda sert bir melodiyle

Derinliğine iniyorum kara suların

En büyük girdaba doğru yüzüyorum

İçine alıp yutmalı bedenimi…

Öyle de yapıyor…

Gökyüzü iri damlalarını bırakıyorken

Kabaran dalgalara

Lanetime daha fazla dayanamayan

Kızıl girdap

Pul döken bedenimi

Tükürüyor, savurarak…

Gökyüzüne düşüyorum…

Kanatlarımsız…

Gökyüzünden düşüyorum…

Hakedilmiş yaralarla…

Düşüyorum…

Karabasanlarıma hazırladığım

Mayın yüklü

Bulutlarıma…

“DÜŞ”üyorum…

19 Mayıs 2008 Pazartesi

Howl'un Tik Tak'ları...



Akıp giden zamanla birlikte yeni bir sanrı krizi eşiğine sürükleniyor ne idüğü belirsiz zihnim.
Tik tak sesleri beyin çeperimi bombalıyor.
Her bomba önce hafif kanamalara yol açıyor.
Aynı yere denk gelenler zırhımı zayıflatıyor.
Saçlarımın yapışık kaldığı bir zar kalıyor sadece ve son bombayla patlıyor o da.
Kapkara yapışkan yaratıklar çıkmaya başlıyor delikten.
Çıktıkça büyüyorlar.
Onlar büyüdükçe kanatlarım çoğalıyor.
Düşemediğim yolların girişindeki gişede buluyorum kendimi.
Kanatlarım ağırlaşıyor...
Yaratıklarım çoğalıyor...
Bir buton basımı hamlem ve hızla yanaşan savaş gemileriyle başla atışı patlıyor pistin tam ortasındaki hakemin silahından.
İzleyenlerin "haydi" çığırtılarıyla kanatlarımı mahmuzluyorum.

Howl'un Kabusu...




Ayağını yılan sokan otobüsüm acı bir çığlıkla duruveriyor
Silkilerek uyanıp bakıyorum ayağına
Başını okşayıp sakinleşmesini sağladıktan sonra
Emip alıyorum zehri
Büyü...
Bu bir büyü...
Tüküremediğim zehir kanıma bulaşıyor...
Aaahhhhh...
Canım acıyor...
Yılan sürünerek bacaklarıma dolanmaya başlıyor
Tepkisizliğimle birlikte bedenimi sarmalıyor
Hangi çağdan geldiğini bilmediğim bir çığlıkla irkilip
Zor bela atıyorum dışarı kendimi
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....